20.06.2010    MOĞOLİSTAN                                                         

 

Atalarımızın, Göçebelerin, Samimiyetin,

Doğallığın, İlkelliğin, Uçsuz bucaksız boşluğun Ülkesi Moğolistan.

 

Mavi Gökyüzü Ülkesi Moğolistan.

Senede ortalama 260 gün güneş görülüyormuş.

Kara iklimi hakim, gündüz ile gece arası ısı farkı çok.

Kuzey yörelerde ısı, kış aylarında eksi 40’lara kadar düşebilirmiş.

Ulaanbaatar kışın eksi 30’lara inen sıcaklığı ile Dünyanın en soğuk başkenti.

Denizden ortalama yükseklik 1850 metre.

 

Türkiye’nin 2 misli büyüklüğünde ve  2.8 milyon insan yaşıyor.

Mongolia Dünyanın nufus yoğunluğu en düşük ülkesi.

Yani en tenha memleket. 

İnsanların % 40’ından fazlası başşehir Ulaanbaatar’da.

Nüfüsun diğer %40’ı göçebe veya yarı göçebe.

Yani hayvancılıkla uğraşıyorlar, Ger veya Yurt ismindeki çadırlarda yaşıyorlar,

Otlakların durumuna göre yer değiştiriyorlar.

Toplam 21 tane şehir var ama, bizim ölçülerimizde kasaba demek dahi zor.                            Yerleşim

Şehirlerde olanlar dahil , insanların yarısı Ger’lerde yaşıyor,

Diğer yarısı ise Rus komunizminin yaptığı kutu apartmanlarda.

Okuma yazma oranı % 98

Kişi başına ortalama gelir yılda 2100 $. Dünya sıralamasında 175. Ülke

Ama % 30 civarında insan, aylık 35 $’dan daha az kazanıyor.

Ortalama insan ömrü 64 sene.

Ekonomi hayvancılık ve madencilik üzerine kurulu.

Madeni para yok. Tugruk sadece banknotlar halinde. 

Nüfüsun % 50’si budist, % 40 Ateist, % 6 Şaman ve Hristiyan % 4 Müslüman.                                İnsanlar

Cengiz Han’ın kurduğu büyük Moğol İmparatorluğu çöktükten sonra

Mançurya (Çin) hakimiyetine girmişler.

1917 Rus ihtilalini takiben 1924 yılında:

Moğolistan, Dünya’da komünizmi kabul eden ikinci ülke olmuş.

1989’un sonlarına doğru komunizm çökünce,

1990’da çok partili parlamenter rejime geçilmiş.

İlk seçimleri kim kazanmış?

Eski komunist parti. Hem de % 85 oyla.

Rus Komunistler dinin halk üzerindeki etkisini yok etmek üzere                                                           Budizm

Neredeyse bütün manastırları yıkmışlar.

Oysaki Tibet Budizmi çok yaygınmış ve yüzlerce manastır varmış.

Sadece birkaç tanesini bırakıp, müzeye çevirmişler ve ibadeti yasaklamışlar.

Budist rahipler ağırlıklı olmak üzere 36.000 kişi öldürülmüş veya Sibirya’ya sürülmüş.

 

Yolculuğumuz kuzeydeki Khövsgöl eyaletinin başkenti Mörön şehrine inişimizle başladı.

Karşımızda Rus malı bir minibüs.

4 kişi biz, rehber ve şöför var.

Konfor yok, klima yok.

Yiyecek var, su var, benzin var,

Yol yok, insan yok, telefon yok.

 

Bindik. Eee , ne yapacağız?

Kuzeye Khovsgöl Nuur gölüne gideceğiz.

262 metre derinliğe ulaşan ve Dünya’nın tatlı su rezervinin %2’sini oluşturan,

İçilesi berraklıkta nefis bir göl ve orman.

Kaç Km?    --  135 km.

Kaç saatte gittik?  Sadece 4 saat.

Yol olduğu iddia edilen yer, aslında arka arkaya birkaç arabanın geçmesiyle oluşan bir iz.                

Eğer birkaç araba o izi beğenmeyip yanından gitmişlerse oluyor sana ikinci şerit.

Yani Otoban.

Haritaya bakıyorsunuz, yollar var.

‘Neredeler?’

‘İşte buradalar! ‘

‘Bunlar ize benziyor. Yol dediğine insan eli değmiş ve emek verilmiş olması gerekir.’

‘Burası Moğolistan.’

Türkiye’nin iki misli ülkede toplam asfalt yol uzunluğu sadece 1200 km. Ona da asfalt denirse.

Genelde kuzey güney istikametinde 8 günde 2000 km civarında yol yaptık.                           Yollar

Tamamı toprak yol ( yani iz ).

Zıpla, savrul, gömül, fırla, yumul, kasıl.

Sadece bir tek yol tabelası gördük.

Üçsuz bucaksız bir hiçlik içerisinde step veya çölde giderken

‘Yol’da neden virajlar olur, hiç anlamadık.

 

Ona yakın çoluklu çocuklu insanın bulunduğu bir kamyona rastladık.

Çamura saplanmış, bizden yardım istiyorlar.

Dün geceden beri oradalarmış.

Bizim araba küçük, onları çekemez.

Devam ettik.

Sordum bizim şöföre: ‘Birilerine haber verecek miyiz, yardım etsinler diye?’

‘Veya belki biri bizimle gelip, yardım getirir?’

‘Hayır.’ Dedi.

‘Peki ne olacak?’ 

‘Onları çekebilecek bir araç tesadüfen geçene kadar bekleyecekler.’

‘Ama burası uçsuz bucaksız step. Bugün 8 saatte sadece iki üç araç gördük ve hiçbiri de bu işe yeterli değildi ??’

Sonra düşündük ki, hakikaten başka çare yok.

İlk kasaba araba ile 3-4 saat mesafede.

Hiçbir yerde ne çekici, ne vinç, ne de traktör gördük.

Yani kasabalarda yardım isteyebileceğiniz insan veya ekipman yok.

Göçebelik anlaşılması zor bambaşka bir yaşam tarzı.

 

Öğlen yemekleri piknik.                                                                                                            

Her akşam da bir Ger Camp.

Yani çadır kampı.

Göçebe atalarımızın, keçeden mamul çadırları.                    

İlk kampımızın adi Toilgot.

Ger’de iki yatak bir sehpa ve bir soba.

Sobayı yakmazsan gece buz, yakarsan hamam.

Daha 15 Haziran’da göl halen tamamen donmuş durumda imiş.

Tuvalet ve duş var ama dışarıda başka binada ve ortak kullanımda.                                                    Ger

Ses izolasyonu sıfır.

Privacy ,  na’mevcut.

Kapı çalmak zinhar yok.

Her an, zank birisi içeri girip, herhangi bir şey bırakabilir.

 

Ger’in ortası havalandırma amaçlı açık.                                                                                   

Bezle kapanabiliyor ama baca da aynı yerden çıktığı için

Soba yanarken kapamak imkanı yok.

Yani soba yanarken yağmur yağarsa, ger’in içine yağıyor.

Islanmadık ama değişik bir histi.

 

Privacy olmadığını fareler de biliyor.

Bir gece iki tanesi sorgusuz sualsiz gelip,

Ger’imizde kovalamaca oynayıp, güreş tuttular.

Seyircileri umursamadılar bile.

 

Ger kamplarda elektrik bir jeneratörle elde ediliyor.

Genelde akşam 8 gibi çalışıyor ve 11’de stop.

Sonra mum, fener ilişkisi başlıyor.

Yataklar sert, yastıklar buğday veya pirinç dolu.

 

Yaptığımız 2000 km yol sırasında 1 m2 ekili alan görmedik.

Yerleşik hayat olmayınca nasıl eksin biçsin insanlar?

Dolayısı ile sebze yok, meyva yok.

Yemeklerin neredeyse tamamı hayvani ürünlerden.

Nasıl olmasın ki, 50 milyon hayvan var ülkede.

 

Taze kesilmiş, işlenmemiş, sert koyun eti.

Buzdolabı yok. Fazlasını güneşte kurutalım. Borts yapalım.

Sonra suda bekletip yemek yaparız.

Geleneksel yemek Khorhog.

Tencerede et, havuç, patates ve patates buyüklüğünde 6-7 parlak taş.

Kaynat, oynat,  Taşlarla beraber sofraya getir.

Taşları yağlı tencereden çıkar. Bir elinden diğerine geçirerek oyna.

Yağ ve taşın sıcağı sana sağlık verir.

Etleri sertliğinden yiyeme.

Patates ve havuçla doy.

Bir de her yemekten önce sıcak su veya çay iç.

Hayvan yağı bol yemekleri hazmetmek için iyidir.

 

Yolumuz güneye doğru devam ediyor.

Bir Şaman ayinine katıldık.

Şamanizm Türk’lerin müslümanlığı kabul etmeden önceki yaygın inanışları.

Din mi değil mi tartışılıyor.

Şaman teyze trans haline geçip kutsal ruhun bedenine girmesine izin verdi.

Bu sefer kızgın ve huzursuz bir ruh gelmiş.

Hep beraber Ger’in içinde ilginç bir gece yaşadık.

Bir başka Ger Camp’de (Tsenker Hot Spa) açık havada sıcak havuzda iken

Tepemize inen yıldırımlı, gök gümbürtülü, şimşekli bir yağmurda güzel saatler geçirdik.

Dağlar, ormanlar, volkanlar, kraterler, göller, nehirler, kanyonlar, stepler ve                           Manzaralar

Mogolistan’ın üçte birini kaplayan Gobi Çölü.

Bir zamanlar Gobi’nin yerinde okyanus varmış ve çöl okyanusun dibiymiş.

İlk Dinazor yumurtası bu yörede bulunmuş ve böylece Dinazor’ların memeli olmadıkları anlaşılmış.

Kum tepelerinin üzerinde çıplak ayak yürüdükten sonra

Aynı gün Kartal Kanyonunda buzulların üstünde yürüdük.

Cem’in tabiri ile Tummuz ayının ortasında aynı gün:

Kumul’dan Buzul’a.

 

Ulaanbaatar’da Naadam Festivaline tanık olduk.

3 günlük bir ulusal bayram.

Şenlikler, panayırlar ve üç ata sporumuzda yarışmalar.

Güreş, okçuluk ve at yarışı.

Güreş erkek sporu. Sıklet yok, zaman yok.

Eleme usulu, belden yukarısı ilk yere değen kaybediyor.

Okçulukda erkekler gibi kadınlar da yarışıyor.

At yarışı ise çocuk jokeylere ait. Yaşları 5 ile 12 arasında.

Seyrettiğimiz yarışta 250 civarında at 48 km koştular.

3 at ise binicisiz finish yaptı. Jokeyler nerde? 

Olurmuş böyle şeyler.

Yolumuzun üstünde hayvancılık yapan göçebe bir aileye misafir olduk.                                               Yaşam       

Anne-baba iki çocuk ve sayılarını söylemedikleri kadar, at, yak, inek, koyun.

İki Ger’leri var, birinde yaşıyorlar. Diğeri misafir için veya kişi başı günlüğü 5 TL’na kiralık.

 

Temizlik ölçüleri bizimle pek uyuşmuyor.

Elinizdeki kağıt vs gibi çöpü çadırda yere atmanızda bir sakınca yok.

Yıkanma ihtiyacı yaygın değil.

Sobanın üstünde ısıtılan tenceredeki sıcak suyla biraz silinelim yeter.

Üstümüzden su akıtmaya gerek yok, ama nadiren dereye gidebiliriz.

Anne, adı geçen tencerede bulaşığını yıkadıktan sonra aynı tencerede akşam yemeğini pişirdi.

Tuvalet diye bir kavram yok.

Göçebe insan tuvalet yapıp onu niye taşısın ki.

Hayvanlar her yere yapıyor.

Demek ki biz de doğada her yere yapabiliriz.

Hatta erkekler, çişlerini hemen çadırın dışına veya arabadan iner inmez oracığa yapabilirler.

Çift ve yumuşak hörgüçlü develere ve Moğolistan atlarına bindik.                                                        Hayvanlar

Nomad’larda at önemli bir kültür, çok saygın bir hayvan.

Her çocuk 3 yaşına geldiğinde kendisine bir at hediye ediliyor.

5 yaşından itibaren çocuklar mükemmel ata biniyorlar. Ve de eyersiz.

Moğol atlarının boyları küçük, ama çok dayanıklı ve uzun mesafe koşabiliyorlar.

Ülkede üç milyon at var.

Az bir kısmı ise doğada, sahipsiz ve yabani.

 

Atla, sürü güttük.

İnek sağdık. Kağnıyla dolaştık.

Sütten ne kadar fazla şey yapıldığını gördük.

Bıslık peyniri,

Uzun kaynatılmış sütten Iıtzki,

Kurutulmuş süt,

Hatta dişinizi kırabilecek kadar kurutulmuş sütten mamul Aarul,

Kaymak, tereyağı, kuru kaymak, ve at sütünden % 3 alkollü Ayrıgh.

 

Hayvanların boğazının kesilerek ve kanı akıtılarak öldürülmediğini,

Koyunların canlıyken karnı yarılıp, el ile kalbin aort damarının koparılarak,

Inek ve atların kafalarına çekiç benzeri şeylerle vuralarak,

Domuzların ise haşlanmış kaynar patateslerin hızlıca soğuk suya daldırılarak

Soğukmuş gibi yutturulması ile öldürüldüğünü,

 

Soğuk kış günlerinde canlı keçiden şırınga ile çekilmiş kan içmenin enerji vermesi sebebiyle yaygın olduğunu, 

Çin yemeği olan lüx bir restoranda soya sosu olamayabileceğini,

GPS’in ( Global Positioning System ) Moğol versiyonunun ( GER Positioning System olduğunu )

Ve de tuvalet, banyo, buzdolabı, elektrik, telefon, gazete, restaurant, televizyon, bilgisayar, araba olmadan da 

Pek güzel yaşanabildiğini,

İhtiyacımız olan herşeyin aslında doğada yalın olarak bulunduğunu öğrendik. 

  

Moğolistan’dan çok etkilendik.

Dünya üstünde eşi benzeri olmayan bir ülke herhalde.

Mongolia’yı gerçekten anlayabilmek ve yaşayabilmek için en iyi seyahat şeklinin

Sırt çantası ile gelip, 100 $’ a bir at satın alıp, Ger Camp’leri kollamak olduğu söyleniyor.

Ama düzgün bir eyer getirmek kaydı ile.

Biz ise bizim usulü devam ettirip,  

Inşallah bir kaç sene sonra Kiwican ile tekrar gelerek,

Kendi arabamızla henüz keşfedemediğimiz bölgelere uzanıp,

Güzel insanlar ile daha fazla vakit geçireceğiz kısmetse.

 

Nesrin-Kemal