SONRAKİ



ATLANTİK GECELERİ

 

1. GECE

 

 

Bu yolculuğa da başladık. Şaka mı gerçek mi bazen ben de inanamıyorum. Bu kez tamam; bu kez gerçekten uzun geçiş başladı. Zira İstanbul’dan bu yana o kadar çok ayrılışlar, o kadar çok vedalar yaşadık ki, bu defa hangisi diye bir daha, bir daha soruyorum. Aslında pek çok insan için pek de önemli olmayabilir ama bizim için önemli işte… Niçin?..

 

Karar verdik bir kere bu biiiiiiiiiiiir.

Kararımızın gerçekleşmesi için çok çaba gösterdik bu ikiiiiiiiiii.

E, her türlü yakıtı da aldık sizlerden,

Öyle ise yolcu yolunda gerek…

 

Artık siz de öğrendiniz,hava kararırken mutlaka can yeleği giyiliyor, dışarıda işen mutlaka bağlanıyorsun. Zaten kollarımızda sürekli „life tag“ takılı. Bu da eğer denize düşersen hemen alarm veren bir alet. Diğer kolumuzda saat ve deniz tutmasına karşı saat gibi bir şey olan „relief band“  takıyorum. Full aksesuar yoldayız işte.

 

Ay yarım-ay şekline yakın, bulutlar pek yok, yıldızlar bol. Türkiye’mde başımı gökyüzüne kaldırdığımda hep büyük ayı, küçük ayı, kutup yıldızını bulurdum ilk önce. Buralarda ise en belirgin olarak gözüme takılan, koltuk takım yıldızı ( bana ilk Pınar göstermişti ). İlk onu görüyorum ve hemen kızımın kulaklarını çınlatarak, sanki O’nu görüyormuşçasına bir göz kırpıyorum takım yıldıza.

 

Aslında önümüzdeki bir kaç günün rüzgarsız olacağını biliyoruz ama arkadaşlarımız yola çıkıyor, haydi dedik, çok rüzgarsız olursak motora kuvvet. Sonra da Capo Verde ‘ye gider mazotumuzu alırız. Bakalım kısmetimizde neler var? Tüm gün motordan sonra saat 22.00 gibi yelkenlerimizi ayıbacağı (kelebek) konumuna getirdik. Ve gerçek geçiş, gerçek konumuna oturdu şu anda. 4-5 knot süratle gayet konforlu bir seyir. Birkaç gemi geçti ama uzaktan. Grup teknelerinin ışıkları bile görünmüyor, ama yakınımızdalar. Telsizle konuşma mesafesinde. Bir kaç tekne direk Karayib rotasında gidiyor. Bir kısmı orta rotada (çok rüzgarsız kalırlarsa Capo Verde’ye gidecekler) . Kalanlarsa bizim gibi Capo Verde’ci. Rüzgarın durumu ve hava tahmin gurumuz Sevgili Alpaslan’in yönlendirmesiyle şimdiki kararımız bu.

 

Hazırlıklar nedeniyle çok yormuşuz galiba kendimizi, ya da çok gerilmişiz; çabuk uykum geldi. Nöbet uyku, nöbet uyku,  3’er saat biraz dağılıyor muyum ne? Sabah oldu , bak ilk gece geçti bile. Güneş bulutların arasından doğdu. Pek de aydınlık değil yüzü. Bakalım yeni gün neler getirecek? İlk 24 saat; 10 saat motor, 14 saat yelken. Süper; biz 24 saat motor yaparız derken bu rüzgar ilaç gibi geldi, inşallah şansımız hep böyle devam eder.

 

Şansımız hep böyle gider dedim ama sadece beklediğimizden iyi anlamında söylenmiş bir söz, zira rüzgar gerek bize… İster istemez hesaba başlıyorsun hemen. Şansımız iyi demekle yaptığımız hesap aşağıda;

 

2950-120 = 2830 mil yolumuz kaldı ( yaklaşık 24 gün ). Önümüzdeki olasılıklara bakınca çooooooook uzun geliyor gözüme, gönlüme. Ama geriye dönünce hayal yıllarını düşününce de öylesine kısacık bir zamanki bu yolculuk. Bitsin mi yoksa mümkün olduğunca uzasın mı bilmiyorum. Ancak bildiğim bir tek şey var şu anda gerçek olan:  YOLDAYIZ……..

 

Nesrin

 

                                SONRAKİ