02.08.2014  Northern Territory, Top End (Australia)                                                         

                                                                                           

                                                                     Description: Description: http://dunyakazan.com/guncel_files/image001.gif Resimler

Uzun bir aradan sonra Kozi ile tekrar yollardayız.

Hani şu Pınar’ın çekirdek dediği Off-Road camper trailer’imizle.

Avustralya’nın en kuzeyine, Darwin’e uçtuk.

Bu sefer yolumuz tropiklerde başlayıp, Avustralya’nın Outback’ine devam edecek.

Temmuz- Ağustos, Güney Yarımküre’de kış mevsimi.

Ama 12-15 derece Güney enlemlerinde, yani tropik bölgedeyiz.

Isı 30-35 derece Celsius  arasında oynuyor. Rutubet oranı yüksek değil.

Geceleri rutubetle birlikte sinek türü mahlukatın oranı da artıyor.

Burada aslında mevsimler ıslak ve kuru diye ikiye ayrılıyor.

Biz kuru mevsimde geldik.

Islak mevsimde meşhur Muson yağmurları hareket imkanını oldukça kısıtlıyor.

 

Darwin şehri, II. Dünya savaşında Japon’ların pekçok saldırısına maruz kalmış.

Kuzeyden başlayarak Avustralya’yı işgal etmek istemişler.

Ama buralılar, ülkelerini ve kıt’alarını korumayı becermişler.

 

Önce World Heritage Site Kakadu Milli Park’ını gezdik.

Zıplayan ve tekneye atlamak üzere olan timsahlarla yakın temastaydık.

Nehir geçişlerinde arabanın kapısının hemen dışındaydılar.

Estuarine’ler tuzlu su timsahları.

Insanlara mutlaka saldırır ve yerlermiş.

Tatlı su timsahları ise insanları tehdit olarak gördüklerinde saldırırlarmış.

Ben hala inanıyorum ki, doğada hiçbir canlı, tehdit altında olmadıkça ve

Ölüm derecesinde olmadıkça insanlara saldırmaz.

Ama bunu kanıtlamak için canımı feda etmek durumunda kalabilirim.

Hiç öyle bir niyetim olmadığı için bu teorim benimle yaşlanacak anlaşılan.

 

Bizon, timsah, yılan, örümcek, kanguru, dingo, yarasa bölgenin hayvanları.

Yılan ve büyük örümceklerle henüz karşılaşmadık ama, diğerleri ile yakınlaştık.

Dingo, köpek türünden vahşi bir hayvan.

Yarasalar ise büyük bir kedi ebadında, Uçan Tilki diye adlandırılırlarmış.

Ağırlıkları 1,5 kg’a, kanat açıklıkları ise 1,5 metreye kadar varabilirmiş.

Sempatik kangurular ise yollardaki en büyük tehlike.

Özelikle akşam çökerken, alacakaranlıkta yollara atlamaları sürücülerin kabusu.

Güçlendirilmiş ön tampon, yani bullbar’ların buradaki adı Ru-Bar. Kangurunun Ru’su.

 

Avustralya’nın yerlileri Aborjinler.

Bu bölgede ise genel nüfusa oranları % 40.

Ama bir türlü topluma entegre olamamışlar.

Bunda anlaşılan İngilizlerin de sorumluluğu çok fazla.

Çeşitli yöntemlerle bu ırkı yok etmeye uğraşmışlar.

Şimdi ise özür dileme ve hatalarını telafi etme ruh halindeler.

Onlar ise hala geleneklerini ve atalarından bugüne gelen öğretilerini

Sürdürmek ve gelecek nesillere aktarmak azmindeler.

 

Bumerang ile tanıştık.  Nesrin ilk denemesinde kendini vurdu.  Voila!

Didgeridoo çalmayı denedik, Nesrin ilk seferde ses çıkarmayı başardı.

Bozüyük’lüyüm der ama, Aborjin kökleri var gibi sanki.

 

Aborjin’ler bütün ihtiyaçlarını doğadan karşılayan gezici bir  toplum.

Geldikleri bölgede avlanırlar, meyva ve yiyebildikleri bitkileri tükettikten sonra

Bölgeyi ateşe verirlermiş.

Ne kadar korkunç değil mi?

Hayır değil ! 

Şu anda da aynı yöntem Avustralya Hükümeti’nin kontrolünde,

Milli Park Ranger’ları tarafından uygulanıyor.

 

Alaska’da da şahit olmuştuk.

Orman yangınları kendiliğinden oluşan ve de

Doğanın döngüsü içerisinde normal ve gerekli olan bir olgu.

Ormanın yanması, pek çok açıdan yararlı.

Karbon üretiliyor,

Zemindeki yaprak örtüsü yok ediliyor ki,

Tohumlar toprağa düşüp yeni bitki ve ağaçlar yetişebilsin.

Gumtree sınıfı ağaçların tohumları ise ancak alevle kaşılaşınca çatlayıp, yeşerebiliyorlar.

Ağaçların gövdeleri kararsa da, ertesi yıl yaprak vermeye ve yaşamaya devam ediyorlar.

Bugün, büyük yangınları da önlemek adına,

Ranger’lar kontrollü olarak küçük alanlar halinde, orman yakıyorlar.

Yırtıcı kuşlar ise yangından kaçan fare ve diğer mahlukatı avlamak üzere,

Yangının sınırında pür dikkat uçuyorlar.

 

Bundan sonraki rotamız Kimberley.

Cep telefonu yok, uydu telefonu var.

Asfalt yok. Toprak yol var.

Toprak yolda ondüle bir yapı var.

Sürat 10 km/saat’e kadar düşebilir,

Kırmızı toz her tarafımıza duhul edebilirmiş.

Outback böyle bir şeymiş.

Göreceğiz bakalım.

 

Nesrin - Kemal


Description: Description: http://dunyakazan.com/guncel_files/image001.gif Resimler